Skip to main content

TBB VE VNG INTERNATIONAL’DAN PLANLAMADA ORTAK VİZYON

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Hollanda Belediyeler Birliği Uluslararası İş Birliği Ajansı (VNG International) ortaklığında yürütülen “Kentsel Planlamada Yönetişimin İyileştirilmesi (Govern-UP)” Projesi kapsamında “Kentsel Planlamada Yönetişim Paneli” gerçekleştirildi.

Türkiye’de kentsel planlama süreçlerinin yönetişim boyutunu güçlendirmeyi ve katılımcı, dirençli yaklaşımları desteklemeyi amaçlayan Govern-UP Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar devam ediyor. Çok paydaşlı bir iş birliği programı olarak hayata geçirilen proje çerçevesinde, merkezi ve yerel düzeyde yürütülen politika ve uygulamaların daha uyumlu, şeffaf ve koordineli biçimde ele alınmasına yönelik adımlar atılıyor.

Proje ile özellikle afet bölgesindeki belediyelerin kentsel planlama ve yeniden yapılanma süreçlerinde yönetişim kapasitelerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda katılımcı planlama süreçlerinin geliştirilmesi, belediyeler arası yatay koordinasyonun artırılması ve merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki dikey ilişkilerin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca Hollanda ile Türkiye arasında bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması yoluyla daha şeffaf ve kapsayıcı planlama mekanizmalarının oluşturulması da projenin öncelikleri arasında yer alıyor.

Bu kapsamda TBB’de gerçekleştirilen panelin açılış konuşmaları TBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan ile VNG International Türkiye temsilcisi ve Proje Ekip Lideri Ülge Uğurlu tarafından gerçekleştirildi. Panele ayrıca pilot belediyelerin temsilcileri, ilgili kamu kurumları, uzmanlar ve VNG International teknik destek ekibi katıldı. 

Arslan: “Gerçek dönüşüm katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetişimle mümkün”

TBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan, planlama ve kentsel dönüşüm süreçlerinde yönetişimin önemine dikkati çekti. Planlamanın artık yalnızca teknik çizimlerden, plan notlarından ya da ruhsat süreçlerinden ibaret olmadığını vurgulayan Arslan, kentsel dönüşümün de sadece fiziksel bir yenilenme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Arslan, gerçek dönüşümün katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetişim anlayışıyla mümkün olduğunu kaydetti. 

Arslan: “Mevcut planlama sistemimiz çoğu zaman reaktif ilerliyor”

Proje süresince yapılan analizlere değinen Arslan, mevcut planlama sisteminin çoğu zaman “reaktif” ilerlediğini söyledi. Vatandaş katılımının genellikle sürecin en sonunda, yalnızca bir itiraz mekanizması olarak devreye girdiğini ifade eden Arslan, kurumlar arası koordinasyon eksiklikleri ve yetki kesişmelerinin ise şehirlerin direnç kapasitesini zayıflattığını dile getirdi.

Govern-UP projesinin bu kronik yönetişim boşluklarını doldurmayı ve Türkiye’de planlama kültürünü daha katılımcı, bütüncül ve öngörülebilir bir yapıya dönüştürmeyi amaçladığını belirten Arslan, proje kapsamında Seyhan, Kahramanmaraş ve Osmaniye belediyelerinin pilot uygulamalarla önemli saha çalışmaları yürüttüğünü aktardı. Arslan, belediyelerin deneyimlerinin yalnızca ilgili şehirler için değil, tüm Türkiye için değerli bir öğrenme alanı oluşturduğunu ifade etti.

Arslan: “Projeyi kurumsal vizyonumuzun stratejik bir parçası olarak görüyoruz”

Ayrıca, çeşitli kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla oluşturulan Kurumlararası Görev Gücü ile koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik önemli bir adım atıldığını kaydeden Arslan, bu yapının bir danışma platformunun ötesinde, ortak aklın ve birlikte üretmenin kurumsal zemini olarak değerlendirildiğini söyledi. Projenin yalnızca bir faaliyet takvimi değil, TBB’nin kurumsal vizyonunun stratejik bir parçası olduğunun altını çizen Arslan, üstlenilen sorumlulukları üç temel başlıkta şu şekilde sıraladı: 

-    Belediyeler için kolaylaştırıcı ve çözüm ortağı olmak
-    Kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek ve sürdürülebilir hale getirmek, 
-    Uluslararası düzeyde bilgi köprüsünü canlı tutarak küresel iyi uygulamaları yerel deneyimlerle buluşturmak.

Planlamanın tek bir karar anından ibaret olmadığını söyleyen Arslan, afetlere, ekonomik dalgalanmalara ve belirsizliklere karşı dayanıklı, vatandaşını sürecin merkezine koyan ve kurumsal kapasitesi güçlü şehirler inşa etmeyi nihai hedef olarak gördüklerini de sözlerine ekledi. 

Uğurlu: “En iyi afet yönetim stratejisi kentin iyi planlanmasıdır”

Projenin teknik çerçevesini ve sahadaki uygulama perspektifini Proje Takım Lideri Ülge Uğurlu anlattı. Sözlerine 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybedenleri anarak başlayan Uğurlu, “Benzer kayıpların yaşanmaması için neyi daha iyi yapabileceğimizi ve birlikte nasıl daha iyi çalışabileceğimizi arıyoruz. Birlikte atacağımız adımlar, kaybettiklerimizin anısına ortak bir sorumluluktur.” dedi.

6 Şubat 2023’ten itibaren VNG International olarak afet sabahından Ocak 2025’e kadar süren bir proje yürüttüklerini aktaran Uğurlu, bu süreçte belediyelerle yakın iş birliği içinde çalıştıklarını ve yerel yönetimlerin deneyim paylaşımının kendileri için son derece kıymetli olduğunu vurguladı.

Afetlerin yalnızca fiziki altyapıyı değil, yönetişim mekanizmalarını ve kurumlar arası eşgüdümü de ağır bir sınavdan geçirdiğini belirten Uğurlu, afet sonrası yeniden yapılanma hızının uluslararası düzeyde dikkat çekici olduğunu söyledi. 

Mart 2025’te Matra ikili iş birliği kaynağıyla yeni bir projeye başladıklarını ifade eden Uğurlu, önceki çalışmaların kentsel planlama süreçlerinin afetler karşısındaki belirleyici rolünü açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirerek, “Benimsediğimiz yaklaşım şu: En iyi afet yönetim stratejisi kentin iyi planlanmasıdır. Kent iyi planlanmazsa ne kadar strateji belirlenirse belirlensin tam başarı sağlanamaz.” dedi. 

TBB ile uzun soluklu bir iş birliği geçmişine sahip olduklarını hatırlatan Uğurlu, hazır reçetelerle değil, birlikte düşünme ve üretme anlayışıyla hareket ettiklerini; projenin teknik kapasitenin güçlendirilmesi, yönetim düzeyleri arasında iş birliğinin pekiştirilmesi ve uluslararası bilgi paylaşımının artırılması olmak üzere üç bileşen üzerine kurgulandığını belirtti. Uğurlu, yönetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kentlerin afetlere dirençli biçimde planlanması yönündeki kararlılığın ortak geleceğin en önemli güvencesi olduğunu ifade etti.

Kentsel Planlamada Paylaşılmış Vizyon

Panel kapsamında konuşan Kentsel Planlamacı Joanna Stegenga-Rydlewska, Türkiye’de ekim ayında gerçekleştirilen ilk misyon toplantısına değinerek, yönetişim tartışmalarının ötesinde “paylaşılmış vizyonun” önemine dikkati çekti. 

Kentsel zorlukların mahalle ya da idari sınırlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Stegenga-Rydlewska, farklı kurum ve sektörlerin aynı ufka bakabilmesinin etkili işbirliği için temel oluşturduğunu ifade etti. Paylaşılmış vizyonun statik bir belge ya da tepeden inme bir talimat olmadığını belirten Stegenga-Rydlewska, bunun dikey uyumlanma, yatay entegrasyon ve ortak sahiplenme olmak üzere üç temel boyutu bulunduğunu söyledi. Türkiye ve Hollanda’daki yönetişim yapılarının farklılıklarına da değinen Stegenga-Rydlewska, her iki ülkede de ulusal, büyükşehir ve ilçe düzeyinde çok katmanlı bir yapının bulunduğunu kaydetti.

Pilot Belediyeler Deneyimlerini Anlattı

Panelde TBB Proje ve Finansman Uzmanı Gülru Eraslan, projenin genel çerçevesini, bugüne kadar yürütülen faaliyetleri ve elde edilen çıktıları paylaştı. Panel, TBB Proje ve Finansman Müdürü Nuri Barış Tartıcı’nın moderatörlüğünü üstlendiği oturumla tamamlandı. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinden Aslıhan Türkmener, Seyhan Belediyesinden İzel Bülbül, Osmaniye Belediyesinden Sümeyra Coşkun Ceylan ile Kentsel Tasarımcı Bengin David’in katıldığı oturumda pilot belediyelerin yürüttükleri çalışmalar, sahada karşılaştıkları deneyimler ve öğrenimleri anlatıldı.

Panel kapsamında, afet sonrası yeniden yapılanma süreçlerinde kentsel planlama kararlarının yalnızca fiziksel mekan düzenlemeleriyle sınırlı olmadığı; aynı zamanda kurumsal koordinasyon, şeffaf karar alma, katılımcı süreçler ve çok paydaşlı yönetişim mekanizmalarıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.