İklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskısını ve artan kuraklık riskini yerel yönetimler perspektifinden ele alan “Sürdürülebilir Su Yönetimi ve Kurakçıl Peyzaj Bilgilendirme Programı” Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ev sahipliğinde düzenlendi.
Sürdürülebilir Su Yönetimi ve Kurakçıl Peyzaj Bilgilendirme Programı, kamu kurumları, üniversiteler ve meslek kuruluşlarından temsilciler ile yerel yönetimlerden yetkilileri bir araya getirdi. Programda, kentsel planlama ve peyzaj uygulamalarında suyu merkeze alan bütüncül yaklaşımların gerekliliği ele alınırken; kurakçıl peyzajın yalnızca estetik bir tercih değil, su verimliliği, iklim değişikliğine uyum ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından stratejik bir yönetim anlayışı olduğuna vurgu yapıldı.
Programın açılış konuşmaları Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Neşat Onur Şanlı, TBB Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Barış Işık tarafından gerçekleştirildi.
Şanlı: “Son 52 yılın en kurak zamanını yaşadık”
Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Neşat Onur Şanlı konuşmasında, su yönetiminde tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Bakanlık olarak su yönetimi konusunda birçok çalışma yürüttüklerini belirten Şanlı, çevre sorunlarının her geçen gün daha fazla hissedildiğine dikkati çekti.
Şanlı, 2025 yılında yağışların bir önceki yıla göre yüzde 29 oranında düştüğünü hatırlatarak, “Birçok kentimiz ciddi sıkıntılarla boğuştu ve bu rakamlar bize son 52 yılın en kurak zamanını yaşadığımızı gösterdi. Yağışların azalması sadece yaşamın değil aynı zamanda üretime de büyük olumsuz etkisi oldu. Su yönetiminin ne kadar önemli olduğunu ülkece hep birlikte hissettik.” dedi.
Geleneksel peyzaj anlayışının sürdürülebilir olmaktan uzaklaştığını ifade eden Şanlı, su kaynakları üzerindeki baskının arttığı günümüzde peyzaj tasarımının yalnızca estetik değil, suyu, toprağı ve ekosistemleri koruyan bir planlama aracı olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
Bakanlık olarak TBB’nin de üyesi olduğu Ulusal Su Kurulunda alınan karar doğrultusunda 18 Ekim 2025 tarihinde kurakçıl peyzaj uygulamalarına ilişkin usul ve esasların belirlendiği Cumhurbaşkanı Kararının yayımlandığını hatırlatan Şanlı, çim alanların azaltılması ve kuraklığa dayanıklı türlerin kullanılmasıyla su kaynakları üzerindeki baskının azaltılmasının hedeflendiğini ifade etti.
İçme suyu yerine arıtılmış atık suyun yeşil alan sulamasında kullanılmasına öncelik verilmesi gerektiğini vurgulayan Şanlı, belediyelere önemli görevler düştüğünü, yeşil alanların oluşturulması ve işletilmesinde çevresel hassasiyetin gözetilmesinin önem taşıdığını belirtti.
Ulutaş: “Suyu merkeze alan yaklaşımlar artık bir tercih değil zorunluluk”
TBB Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş konuşmasında, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemden geçildiğini belirtti. “Peyzaj planlama ve uygulamalarında suyu merkeze alan yeni ve sürdürülebilir yaklaşımlar artık bir tercih değil kaçınılmaz bir zorunluluktur.” diyen Ulutaş, sürecin kentlerin geleceğini doğrudan etkilediğini ve yerel yönetimlere önemli sorumluluklar yüklendiğini ifade etti.
Kuraklık ve su stresinin belediye hizmetlerinin ve planlama çalışmalarının merkezinde yer aldığını vurgulayan Ulutaş, peyzaj uygulamalarının yalnızca kentsel estetikle sınırlı olmadığını belirtti. Ulutaş, “Kurakçıl peyzaj uygulamalarını suyu verimli kullanan, bulunduğu yerin iklimi ve ekosistemiyle uyumlu, bakım maliyetlerini düşüren ve kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasına katkı sağlayan bütüncül bir yaklaşım olarak değerlendirebiliriz.” ifadelerini kullandı.
Ulutaş, belediyeler açısından kurakçıl peyzajın; iklim değişikliğine uyum, su tasarrufu, yeşil alanların sürdürülebilirliği ve yaşam kalitesinin artırılması gibi birçok başlığın aynı çerçevede ele alınmasına imkan tanıdığını dile getirdi. Bu anlayışın yaygınlaşabilmesi için teknik bilginin yanı sıra yasal ve kurumsal çerçevenin netleşmesi gerektiğini belirten Ulutaş, idari kapasitenin güçlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesinin önemine değindi. Ulutaş ayrıca, kamu kurumları, meslek örgütleri, akademi ve uygulayıcılar arasında ortak bir anlayış ve dil geliştirilmesini son derece değerli bulduklarını kaydetti.
Işık: “Suyu merkeze almayan hiçbir yaklaşım uzun vadede karşılık bulamaz”
İklim değişikliği ve artan kuraklık riskine dikkati çeken Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Barış Işık da, “Suyu merkeze almayan hiçbir kentsel planlama ve tasarımsal yaklaşım uzun vadede ne yazık ki bir karşılık bulamayacaktır.” dedi.
Kurakçıl peyzajın yalnızca bir bitki seçimi ya da sulama yöntemi olmadığını vurgulayan Işık, bunun suyun kentsel ölçekte nasıl yönetileceğine ilişkin bütüncül bir yaklaşım olduğunu, sahadaki karşılığının ise doğrudan belediye pratiğinde ortaya çıktığını söyledi.
Sürecin önemine işaret eden Işık, Sürdürülebilir Su Yönetimi ve Kurakçıl Peyzaj Bilgilendirme Programının TBB ile Peyzaj Mimarları Odası arasında kurulmakta olan kapsamlı ve kurumsal iş birliğinin ilk somut adımı olduğunu dile getirdi. Işık, belediyelerin su verimliliği ve kurakçıl peyzaj konusunda ortak bir anlayış geliştirmesi, uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi ve iyi örneklerin yaygınlaştırılması açısından TBB’nin süreci sahiplenmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı.
“Kurakçıl Peyzaj Bilgilendirme Paneli”
Açılış konuşmalarının ardından program, TBB Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş’ın moderatörlüğünü yürüttüğü “Kurakçıl Peyzaj Bilgilendirme Paneli” ile devam etti. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Verimliliği Dairesi Başkanı Aslıhan Korkmaz, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası 2. Başkanı Özay Yerlikaya, Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Emine Figen Dilek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Peyzaj Mimarı Dr. Ahmet Cemil Tepe panelde konuşmacı olarak yer aldı.
Korkmaz: “Suya duyarlı uygulamaları hayata geçirmeyi ilke edinmeliyiz”
Tarım ve Orman Bakanlığı Su Verimliliği Daire Başkanı Aslıhan Korkmaz, kurakçıl peyzaj uygulamalarının kentsel su verimliliği politikalarının merkezinde yer aldığını belirtti. Belediyeler tarafından temin edilen suyun yaklaşık üçte birinin sulama alanlarında kullanıldığına dikkati çeken Korkmaz, içilebilir nitelikteki suyun bu amaçla kullanımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Korkmaz, “Bu oranı nasıl düşürebileceğimizi, su kaynaklarını daha etkin ve verimli nasıl kullanabileceğimizi kapsamlı şekilde değerlendiriyoruz.” dedi.
Bakanlık olarak belediyelere içme suyu şebekelerinden yeşil alan sulaması yapılmaması gerektiğini aktardıklarını belirten Korkmaz, bu konuda olumlu geri dönüşler aldıklarını söyledi. Korkmaz, “Her alanda suya duyarlı uygulamaları hayata geçirmeyi ilke edinmeliyiz. Belediyelerimiz ile Bakanlığımız arasındaki iş birliğini güçlendirerek su verimliliği alanında çok önemli mesafeler kat edeceğimize inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yerlikaya: “Kurakçıl peyzaj yeşili azaltmak değil, doğru yönetmektir”
Kurakçıl peyzajın, suyun ve doğal kaynakların doğru ve etkin yönetimini esas aldığını belirten TMMOB Peyzaj Mimarları Odası 2. Başkanı Özay Yerlikaya, bu yaklaşımın kent ekosisteminin aktif ve bütüncül bir bileşeni olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yerlikaya, “Kurakçıl peyzaj, yeşili ortadan kaldırmak değil; doğru bitki seçimi, doğru tasarım ve doğru yönetim anlayışıyla sürdürülebilir bir kentsel peyzaj oluşturmaktır.” dedi.
Kurakçıl peyzaj uygulamalarının doğrudan peyzaj mimarlarının uzmanlık alanına girdiğini söyleyen Yerlikaya, bu süreçlerde meslek disiplininin etkin şekilde yer almasının önemine işaret etti. Yerlikaya, “Peyzaj mimarlarının doğru alanlarda ve karar verici pozisyonlarda yer alması gerekmektedir. Bu noktada belediyelerimize önemli sorumluluklar düşmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Dilek: “Peyzaj yalnızca fiziksel çevreyi değil, yaşam kalitesini de şekillendirir”
Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Emine Figen Dilek, günümüzde giderek artan kuraklık sorunuyla mücadelede tüm peyzaj çalışmalarında planlamadan tasarıma kadar her aşamada su odaklı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirtti. Su tasarrufu, su geçirimliliği ve su hasadı başlıklarına dikkati çeken Dilek, bu unsurların kurakçıl peyzaj anlayışının temelini oluşturduğunu dile getirdi.
Çim kullanımının yalnızca üzerine basılabilir aktif alanlarda ve minimum düzeyde tutulması gerektiğini ifade eden Dilek, su kullanımının görünür ve yönetilebilir şekilde planlanmasının önemine işaret etti.
Tepe: “Ölçmeden yönetemeyiz”
Kurakçıl peyzaj uygulamalarında başarının temel unsurlarından birinin ölçülebilirlik olduğunu vurgulayan İstanbul Büyükşehir Belediyesinden Ahmet Cemil Tepe de “Ölçmeden yönetemeyiz” ilkesine değindi. Tepe, metrekare başına ne kadar su harcandığının bilinmesiyle planlamaların daha net, gerçekçi ve uygulanabilir şekilde hazırlanabileceğini ifade etti.
Su muhasebesinin yanı sıra su bütçesi yaklaşımının da önemine vurgu yapan Tepe, suyu merkeze alan, tüketimi ve kaynakları bütüncül biçimde değerlendiren kurakçıl peyzaj çalışmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Panel oturumunun ardından program, eğitim oturumlarıyla devam etti. İlk olarak Dr. Nihan Yegin Yarayan, “Kurakçıl Peyzajın Belediyeler İçin Yasal ve Kurumsal Çerçevesi” başlıklı sunumunu yaptı. Sonrasında Doç. Dr. Emrah Yalçınalp, “Kurakçıl Peyzaj Yaklaşımı: Temel Kavramlar ve Uygulama İlkeleri” ile “Türkiye İçin Uygulanabilir Kurakçıl Peyzaj Modeli: Teknik Karar Süreçleri” konularında katılımcılara bilgi verdi.
