Skip to main content

TBB’DE KENTLERİN DİRENÇLİLİĞİ TARTIŞILDI

“Sürdürülebilir Güçlü Gelecek” ana temasıyla düzenlenen 6. Uluslararası Dirençlilik Kongresinin ikinci gün oturumlarında akademisyenler bir araya geldi.

Türkiye Belediyeler Birliği öncülüğünde düzenlenen 6. Uluslararası Dirençlilik Kongresi'nin ikinci günü, “Afetler ve Kültür Mirasının Dirençliliği” başlıklı oturumla başladı. Moderatörlüğünü Yıldız Teknik Üniversitesinden Dr. Zeynep Gül Günal'ın üstlendiği oturuma; İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı ve Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Dr. Mahir Polat,  Orta Doğu Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Güliz Bilgin Altınöz, Yıldız Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Emine Görün Arun, İstanbul Teknik Üniversitesinden Dr. Umut Almaç ve Yeditepe Üniversitesinden Prof. Dr. Ece Ceylan Baba katıldı.

Polat: “Acil güçlendirme projelerine yoğunlaşmak gerekiyor”

Sunumunda tarih boyunca İstanbul’da meydana gelen depremlerden örnekler veren Dr. Mahir Polat, metruk yapı sorunu ve mevzuat eksikliği konularına değindi.

Tarihi yapılarda depremsellik ve risk değerlendirmesi yaptıklarını kaydeden Polat, özellikle sit bölgelerinin deprem bölgeleriyle etkileşim içinde olup olmadığını anlamaya çalıştıklarını belirtti. 1950-1960 kuşağının yoksulluk ve barınma sorunu nedeniyle yaptıkları derme çatma evlerin doğal ömrünü tamamladığını ancak yapıların sahiplerinin bu gerçeği kabullenemediği aktaran Polat, betonarme yapıların ömrünün 50-60 sene olduğuna vurgu yaptı.

Polat, İstanbul’da 36 bin kültürel miras olduğuna dikkati çekerek “İstanbul ölçeğinde tarihi yapıların, ciddi anlamda dayanımlarının düşük olduğu bir alanda deprem bekliyoruz ve kargir yapılar başta olmak üzere yeni yapılarla beraber zemin dirençlilikleri konusunda riskler var. Acil olarak bu yapıların deprem açısından restore edilmesi korunmaya alınması gerekir.” dedi.

1509, 1766, 1894, 1999 İstanbul depremlerini anımsatan Polat, İstanbul’da 900’e yakın takibi yapılan metruk bina olduğunu söyledi.

Kültürel miras yönetimindeki yetersizliği eleştiren Polat, “Türkiye, Türkiye’nin hakikatine uygun davranmıyor. Türkiye yoksul bir ekonomiye sahip ve istese de bu dönüşümü hızlı bir şekilde gerçekleştiremeyecek. Bu nedenle acil güçlendirme projelerine yoğunlaşmak gerekiyor. Biz de kılavuzu güncelleme yolunda çalışıyoruz.” diye konuştu.

Altınöz: “Antakya’nın mekansal belleğini oluşturmaya çalıştık”

Prof. Dr. Güliz Bilgin Altınöz, 2023 yılında Kahramanmaraş merkezli depremde kültürel mirasın da zarar gördüğüne işaret etti. Depremin etkisinin en yıkıcı olduğu ilçelerden biri olan Antakya’da kültürel miras için yaptıkları çalışmaları ve deneyimlerini paylaşan Altınöz; “İlk etapta Antakya’nın mekansal belleğini oluşturmaya çalıştık. Bunun için bir coğrafi bilgi sistemi oluşturduk, verileri bir araya getirdik. Alandaki çalışmaların örgütlenmesini yaptık. Sonrasında saha çalışmasına gittik. Temel amacımız; hasarı anlamak, müdahil önceliklerini tariflemek ve en önemlisi hasarın nedenlerini anlamaktı.” dedi.

Görün: “Yapıyı zayıflatacak etkileri önlenmeliyiz”

Prof. Dr. Emine Görün Arun de “afet dirençli yapı” kavramını “afeti minimum hasarla atlatan” yapı olarak tanımladı. Oturumda tarihi yapılar için deprem riskinin yönetimine dair bilgiler veren Arun, “Kültürel miras yapısı dediğimiz zaman genelde ahşap ve yığma yapılar var. Depreme dayanıklı yapı tasarımı için yapının enerji sönümleme kapasitesi artırılmalı ve deprem riski azaltılmalı. Enerji sönümleme kapasitesini artırmak için enerji dağılımını sağlamak ve yapı bütünlüğünü sağlamak gerekirken geometri düzensizlikleri de önlenmiş olmalı. Deprem riskini azaltmak için de yapı hafif olmalı, zemin ivme büyüme etkisi azaltılmalı ve yapıyı zayıflatacak etkileri önlenmeli.” ifadelerini kullandı.

Almaç: “Kentin canlandırılma sürecinde her türlü bilgi ve belge çok önemli”

Dr. Umut Almaç da 6 Şubat depremleri sonrası, bölgede yürüttüğü çalışmalarla ilgili bilgiler verdi. Deprem sonrasında kültür varlıklarının kaldırılması noktasında acele edildiğini söyleyen Almaç, “Bu kadar büyük bir yıkımdan sonra kentin canlandırılma sürecinde her türlü bilgi ve belge çok önemli.” uyarısında bulunda. Depremlerde ana şok sonrası yapıların desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Almaç, “Türkiye bir deprem bölgesi, bundan sonra da depremler yaşanacak. Dolayısıyla önümüzdeki depremlerde kayıplarımızı minimize etmek için yaşadığımız depremlerden en fazla veriyi almamız gerekiyor.” dedi.

Baba: “Antakya’da bilimsel araştırma süreci yürüttük”

Oturumda son olarak Prof. Dr. Ece Ceylan Baba “Afet sonrası dirençli iyileşmeyi” Antakya örneği üzerinden anlattı. Deprem sonrası mimar, sosyolog, psikolog, arkeolog, avukat ile şehir ve bölge planlama uzmanlarından oluşan gönüllülük esasıyla kurdukları Ortak Akıl-Antakya Platformu olarak bölgedeki çalışmalarını aktaran Baba, “Antakya’nın fiziki ve kültürel değerlerinin korunmasına yönelik bir farkındalık üretmeye çalıştık. Biz bir bilimsel araştırma süreci yürüttük.” dedi. Platform olarak Antakya’nın deprem sonrasında canlandırılması ve dirençli bir kent olarak var olmaya devam etmesi için 4 aşamalı planlarını “Depremden hemen sonra yardım ve yaşam kurtarma çalışmaları, acil barınma ve temel ihtiyaçların karşılanması, geçici barınma birimlerinin kurulması ve kalıcı yerleşim birimleri için planlama ve inşaat süreci” olarak sıraladı.

KENTSEL PLANLAMADA AFETE DUYARLILIK İRDELENDİ

Kongrenin öğleden sonraki oturumlarında “Kentsel Planlamada Afete Duyarlılık” konusu tartışıldı. Alanında önemli isimleri bir araya getiren oturumda dirençli kentleri planlanması, İzmir Afet Planı, afet lojistikleri, afete hazırlıkta Beylikdüzü örneği konuları irdelendi.

Şengül: “Afet meselesine dirençlilik açısından bakmamız gerekiyor”

Oturumda ilk sözü alan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Tarık Şengül, “Dirençli isek olağanüstülük dediğimiz süreçler ve olaylar bizleri ezip geçmiyor. Afet meselesine dirençlilik açısından bakmamız gerekiyor. İçinde bulunduğumuz dönemde, geçmişin afetlerinden farklı bir durumdayız. Olağanüstülük kuralın kendisi haline geldi. Artık kendimizi nadiren normal hissediyoruz. Dirençlilik meselesi artık daha önemli hale geldi. Bir siyaset bilimci olarak söylüyorum; ciddi davranış değişiklikleri gerektiğine dair vurgu var. Olağanüstü dönemlerde demokrasiyi defa etmeden şehirlerdeki yaşamımıza devam edebilir miyiz gibi sorularla karşı karşıyayız.” dedi.

Şahin: “İmar mevzuatında son 20 yılda 1.500’ün üzerinde değişiklik yapıldı”

Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin, “Kentsel Dirençlilik İçin Çok Disiplinli İmar Planlama” başlıklı sunumunda yeni dönemde dirençli yerleşim için planlama süreçlerinin nasıl ele alınacağının önemli olduğunu kaydetti. Şahin “Bunun için geldiğimiz yolu, yaptığımız hataları, almamız gereken önemleri düşünmemiz ve bu konuda akıl yürütmememiz gerekiyor” diye konuştu. İmar mevzuatında son 20 yılda 1.500’ün üzerinde değişiklik yapıldığına dikkat çeken Şahin, kırsal bir arazinin iskan belgeli yapıya dönüşmesine tanımlanmış 300’ün üzerinde siyasi-bürokratik-teknik aşama olduğunu aktardı. Şahin sunumunda imar planlarının hazırlık aşamasındaki sorunları paylaştı.

Ayatar: “İzmir Master Planı yenilenecek”

İzmir Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, İzmir’de yapılan depreme hazırlık çalışmaları hakkında bilgiler aktardı. 1999 yılında tamamlanan İzmir Master Planı’nı yenileyeceklerini kaydeden Ayatar İzmir’deki mevcut yapı stoku üzerine yapılan çalışmaları anlattı. İzmir’de yapıların yüzde 40’ının, nüfusunun ise 70’inin merkezde olduğu bilgisini paylaşan Ayatar, yapıt stokunun yoğunluğunu göz önünde bulundurunca dönüşümün oldukça uzun zaman gerektirdiğinin altını çizdi. Bina kimlik belgesi, mikrobölgeleme etütü çalışmaları, risk değerlendirmesi çalışmaları hakkında detaylar paylaştı.

Çalık: “Toprağa, suya, doğaya meydan okuyarak kentleri inşa edemeyiz”

Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık da afete hazırlıkları kapsamında Beylikdüzü’nde neler yapıldığını anlatırken, “Beylikdüzü’nde afet yönetim modelimizi 3 aşamada ele aldık; afet öncesi, afet anı ve afet sonrası. Her aşamanın farklı planlama ve politika gereksinimleri vardır.” dedi.

17 Ağustos 1999’da meydana gelen Marmara depreminden alınmasını gereken derslerin alınmadığına dikkat çeken Çalık şöyle konuştu:

“Yaşamın her alanını afetlere duyarlı halde tasarlayabildik mi? Maalesef tasarlayamadık. Biz o binalarla yasal anlamda barıştık ama deprem barışmadı. Ne yazık ki 1999’da 17 Ağustos’ta hayatımızı yerle bir eden Marmara Depremi, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli olarak karşımıza çıktı ve hayatımızı alt üst etti. Bir şehir plancısı belediye başkanı olarak, afetleri önleyebiliriz ama sonuçlarını önlemek bizim elimizde. Toprağa, suya, doğaya meydan okuyarak kentleri inşa edemeyiz.”

Kara: “Planlama talebe göre yapılmalı”

Oturumda Prof. Dr. Bahar Yetiş Kara, afet yönetimi üzerine sunum yaptı. Literatürde afet yönetiminin risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirmeden oluştuğunu belirten Kara, afet anından, çadır kentlerin oluşturulmasına kadar yer alan süreçte neler yapılması gerektiğini 16 üst, 91 alt başlıkta bir araya getirdiklerini ifade etti. Mobil servisler ve bağış yönetimine ayrı bir parantez açan Kara, “Planlama talebe göre yapılmalı.” dedi.

AFETLERDE TOPLUMSAL DAYANIŞMA ELE ALINDI

Doç. Dr. Evren Haspolat koordinatörlüğünde düzenlenen Afetlerde Toplumsal Dayanışma Ekonomisi başlıklı oturumda Uluslararası Çalışma Örgütünden Dr. Simel Eşim; afet öncesi kooperatiflerin önleme ve hazırlık aşamasından doğa olayı olan bir depremin sel ya da nükleer patlamaların insan hatasıyla nasıl felakete dönüştüğünü aktardı.

İkinci konuşmacı olarak söz alan Prof. Dr. Aslıhan Aykaç, yanardağ risk toplumu ve toplumsal dirençliligi aktardığı konuşmasına dünyadan ve ülkemizden başarılı kooperatif örneklerini dayanışma ekonomisi bağlamında ele aldı.

Üçüncü konuşmacı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinden Prof. Dr. Aylin Çiğdem Köne :

"Yeni Kooperatifçilik Hareketi-Dünyadan ve Türkiye'den Örnekler" başlıklı konuşmasında toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı, çevre dostu, gıda güvenliği ve gıda egemenliğini savunan yeni kooperatifçiliği örnekledi.