Akdeniz İklim Zirvesi'nin kapsamında COP31’e Doğru Yerel İklim Politikaları Diyaloğu gerçekleştirildi. Toplantıda, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim temsilcileri ve akademisyenlerin katıldığı toplantıda COP31 sürecinde kömürden çıkış, adil geçiş finansmanı, Akdeniz havzasının iklim direnci ve belediyelerin kilit rolü ele alındı.
Akdeniz’de iklim direnci için yerel liderlik ve bölgesel iş birliği vurgulandı
Montpellier Méditerranée Métropole Başkan Yardımcısı Clare Hart ve AB Türkiye Delegasyonu İş Birliği Başkanı Maria Luisa Wyganowski’nin konuşmalarında, Akdeniz havzasının küresel ısınmanın merkez üslerinden biri olduğu ve yerel yönetimlerin yeterli finansman ile yetkiye sahip olmamalarına rağmen mücadelenin ön cephesinde yer aldığı belirtildi. Şehirlerin yalnızca fiziksel altyapılarını değil, kırılgan grupları da koruyan bütüncül bir “sosyal dirençlilik” inşa etmesi gerektiği vurgulanırken, belediyelere gerekli yasal alanın ve iklim finansmanının acilen sağlanması talep edildi. Kalıcı çözümün, politikaların yukarıdan dikte edilmesiyle değil; şehirlerin deneyim paylaştığı, aşağıdan yukarıya kurulan güçlü bir bölgesel iş birliği ağıyla mümkün olacağı ifade edildi.
İklim eyleminde yerel liderlik ve çok kademeli yönetişim ana oturumda ele alındı
Dr. Mehmet Duman moderatörlüğünde gerçekleşen “İklim Eylemi için Yerel Liderlik ve Çok Kademeli İklim Yönetişimi” başlıklı ana oturum, merkezi hükümet temsilcileri ile yerel aktörleri aynı masada buluşturdu. Panelde iklim politikalarının eyleme dönüşme süreci ele alındı.
Baharramov: “Ekolojik dönüşüm vatandaşlarla birlikte inşa edilmeli”
BM Habitat Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi Temsilcisi Telman Baharramov’un konuşmasında, ekolojik dönüşümün yalnızca şehirler için değil, vatandaşlarla, sivil toplum ve yerel ekonomik aktörlerle birlikte inşa edilmesi gerektiği vurgulandı. İklim eyleminin yerel kalkınma planlarına dahil edilmesinin zorunlu olduğu, çok kademeli yönetişim desteği olmadan şehirlerin krizle tek başına mücadele edemeyeceği ifade edildi.
Aras: “Başarılı yerel uygulamalar ölçeklendirilmeli”
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı ve Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Aras tarafından yapılan değerlendirmede, kentlerin ürettiği yenilikçi çözümlerin somut olarak nasıl hayata geçirileceği sorusu merkeze alındı. Yerel düzeydeki başarılı uygulamaların o kentle sınırlı kalmayıp büyütülmesi ve ölçeklendirilmesi gerektiği, nihai başarının ancak bu çözümlerin yaygınlaştırılmasıyla mümkün olacağı ifade edildi.
Aslan: “Fon kadar uygulanabilir ve kredilendirilebilir projeler de şart”
İLBANK Uluslararası Operasyonlar Dairesi Başkanı Gamze Aslan’ın konuşmasında, yerel yönetimlerin iklim yatırımları için yalnızca fon bulmasının yeterli olmadığı, projelerin sahada uygulanabilir ve kredilendirilebilir olmasının kritik önem taşıdığı kaydedildi. Fizibilite çalışmaları ve çevresel-sosyal etki değerlendirmeleri eksik, mülkiyet sorunları çözülmemiş projelerin finansman bulunsa dahi hayata geçemediği hatırlatılarak, belediyelerin teknik proje hazırlama kapasitelerinin artırılması gerektiği dile getirildi.
Sefiani: “Eylemsizlik artık bir seçenek değil”
Fas-Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani’nin konuşmasında, Akdeniz havzasının iklim krizinde bir sıcak nokta (hotspot) olduğuna dikkat çekilerek eylemsizliğin artık bir seçenek olmaktan çıktığı belirtildi. Şehirlerin pratik çözümler ürettiği ancak ulusal hükümetlerin idari engelleri kaldırarak, küresel finans kuruluşlarının ise iklim fonlarını doğrudan şehirlere erişilebilir kılarak bu çabaların önünü açması gerektiği vurgulandı.
Altan Arslan: “Yerel yönetimlerin rolü ikincil plana atılmamalı”
TBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan’ın konuşmasında, iklim politikalarının belirlenmesinde yerel yönetimlerin rolünün ikincil plana atılmaması, ulusal ve küresel ölçekteki kararların yerelin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte olması gerektiği ifade edildi. Belediyelerin uluslararası ağlarda daha fazla temsil edilmesi gerektiği ve COP31 sürecinde yerel liderlerin sesini duyurmak üzere platformlar arası iş birliğinin güçlendirileceği duyuruldu.
Güner: “İklim ile mücadele büyük oranda bir iletişim işi”
Uluslararası Çevre İletişimi Derneği Başkanı Sevda Güner’in konuşmasında, iklim kriziyle mücadelenin temelinde bir kültürel devrim ve davranış değişikliği yattığı, sürecin büyük oranda bir “iletişim işi” olduğu savunuldu. Bölge halkının ikna edilmediği ve karar alma masasına dahil edilmediği hiçbir projenin başarıya ulaşamayacağı, milyonlarca avroluk yatırımların bile yerel rıza (kamuoyu desteği) sağlanmadığında iptal edildiği örneklendirilerek aktarıldı.
Yerel İklim Taahhüdü Ortak Deklarasyonu sunuldu
İki günlük zirve, tematik oturumlardan elde edilen çıkarımların UCLG-MEWA Genel Sekreter Yardımcısı Ali Murat Duman moderatörlüğünde değerlendirilmesinin ardından, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın sunduğu “Yerel İklim Taahhüdü Ortak Deklarasyonu” ile sona erdi.
