Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Kıyı Kentleri Komisyonu tarafından yürütülen bölgesel toplantılar kapsamında Batı Karadeniz Bölgesi kıyı belediyeleri Sinop’ta bir araya geldi. Sinop Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen Kıyı Kentleri Çalıştayında Kamusal Kullanım ve Kıyıya Erişim, Ekoloji ve Dayanıklılık, Planlama ve Yönetişim ile Mavi Ekonomi başlıkları ele alındı.
Kıyı Kentleri Komisyonunun dördüncü bölgesel toplantısı olan çalıştay, Mersin, İzmir ve Trabzon’un ardından Batı Karadeniz Bölgesi kıyı belediyelerini aynı platformda buluşturdu. Çalıştayda kıyı kentlerinin ortak sorun ve ihtiyaçlarının sahadan alınan görüşlerle ortaya konulması, bölgesel farklılıkların değerlendirilmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi değerlendirildi.
Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz ile TBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan’ın açılışını yaptığı çalıştayda kıyıya erişim, çevresel koruma, iklim değişikliği ve afet riskleri, kıyı planlaması, merkezi-yerel yönetim ilişkileri, balıkçılık, turizm ve kıyı ekonomisine ilişkin görüş önerilerinde bulunuldu.
Gürbüz: “Doğal kaynaklarımızı ve kültürel mirasımızı yok etmemeliyiz”
Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz, konuşmasında kıyı kentlerinin enerji politikaları, çevresel etkiler, balıkçılık ve kıyıların kullanımı açısından karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekti. Sinop’un bir kıyı kenti olarak doğal kaynaklarının ve denizle kurduğu ilişkinin korunması gerektiğini belirten Gürbüz, enerji ihtiyacının karşılanması ile doğal çevrenin korunması arasında dengeli bir planlama yapılmasının önemine işaret etti. Gürbüz, “Doğal kaynaklarımız ve kültürel mirasımız doğanın bize sunduğu bir kaynak. Bu kaynağı yok etmemeliyiz.” dedi.
Sinop’ta gündeme gelen nükleer santral projesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gürbüz, özellikle soğutma suyunun denize bırakılmasının yaratabileceği termal değişimin balıkçılık ve deniz ekosistemi açısından risk oluşturabileceğini ifade etti. Balıkçılığın Sinop’un ekonomik ve sosyal yaşamındaki önemine dikkat çeken Gürbüz, deniz sıcaklığındaki değişimlerin balıkların üreme ve popülasyonları üzerinde etkili olabileceğini belirterek, kıyıların ve deniz ekosisteminin korunmasının önemini vurguladı.
Kıyı alanlarının halka açık ve erişilebilir olması gerektiğini belirten Gürbüz, kıyılara yönelik müdahalelerin planlı ve bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini söyledi. “Kıyıların, insanların denizle buluştuğu; ada kentimiz Sinop’ta insan ile deniz arasında güçlü bir bağın, özel bir ilişkinin kurulduğu alanlar” olduğunu ifade eden Gürbüz, kıyıların insanların dinlenme, yürüyüş ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri kıymetli alanlar olduğunu belirtti. Gürbüz, “Bu bağlamda, ‘Kıyı Protokolü’ ile göreve geldiğimiz süre zarfında kentimizin birçok noktasında sahilleri vatandaşımızın hizmetine ve kullanımına açtık.” dedi.
Arslan: “Kıyılar kentlilerin nefes aldığı en önemli kamusal alanlarımız arasında”
TBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan, açılış konuşmasında kıyı kentlerinin ekonomik yaşamın, ulaşımın, turizmin, yoğunlaştığı alanlar olduğunu belirterek bu yoğun ve çok yönlü kullanımın çevresel ve kentsel baskıları da beraberinde getirdiğini belirtti.
Kıyı alanlarının korunması ve kullanılmasında merkezi idareden yerel yönetimlere, akademiden sivil topluma ve özel sektöre kadar farklı aktörlerin sorumluluklarının bulunduğuna dikkat çeken Arslan; “Kıyıların geleceğini konuşmak, aynı zamanda bu aktörler arasındaki iş birliğini ve koordinasyonu da konuşmak anlamına geliyor.” dedi.
Karadeniz’in kendine özgü coğrafi ve iklimsel koşulları nedeniyle kıyı politikaları açısından ayrıca ele alınması gerektiğini vurgulayan Arslan; yoğun yağış, taşkın ve heyelan riskleri, kıyı erozyonu ve deniz kirliliğinin yanı sıra balıkçılık, liman faaliyetleri ve turizm hareketliliğinin bölgedeki kentlerin yaşamını doğrudan etkilediğini kaydetti.
Sinop’un Karadeniz kıyı kentlerinin önemli örneklerinden biri olduğunu belirten Arslan, “Burada kıyıyı konuşurken yalnızca çevresel korumayı değil; balıkçılığı, turizmi, afetlere karşı dayanıklılığı, ekonomik yaşamı ve kentlilerin kıyıya erişimini de birlikte düşünmek durumundayız. Çünkü kıyılar aynı zamanda kentlilerin nefes aldığı, kent ile deniz arasındaki ilişkinin kurulduğu en önemli kamusal alanlarımız arasında. Kıyının korunması bu yönüyle yalnızca çevresel değil; kent hakkı, yaşam kalitesi ve kamusal erişim meselesidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Belediyelerin sahadaki deneyimlerinin ve sorunlara ilişkin değerlendirmelerinin politika oluşturma süreçlerine taşınmasının önemine dikkat çeken Arslan, “Her bölge bize farklı bir kıyı hikayesi anlatıyor. Ama aynı zamanda bölgeler arasında ortaklaşan sorunları da görüyoruz. Bu farklılıkları ve ortaklıkları birlikte okuyabilmek, hazırlanacak Kıyı Kentleri Politika Belgesi’nin de temelini oluşturacak.” dedi.
Mersin, İzmir ve Trabzon’un ardından Sinop’ta gerçekleştirilen bölgesel toplantılardan elde edilen görüş ve önerilerin Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi çalışmalarına temel oluşturacağını ifade eden Arslan, “Buradaki amacımız yalnızca sorunları sıralayan bir belge hazırlamak değil. Yerel yönetimlerin sahadaki bilgisini politika üretim süreçlerine taşıyan; kurumlar arasındaki görev, yetki ve koordinasyon meselelerini görünür kılan ve uygulanabilir politika önerileri ortaya koyan bir çalışma üretmek istiyoruz.” dedi.
Kıyı politikalarına ilişkin değerlendirmeler yapıldı
Çalıştay kapsamında bütünleşik kıyı alanları yönetimi, kıyı alanlarına yönelik belediyelerin yetki ve sorumlulukları ile yasal ve kurumsal yapı ele alındı.
Karadeniz’de dalgalar, kıyılar ve kentler arasındaki ilişki değerlendirilirken, önceki bölgesel toplantılarda ortaya çıkan sonuçlar da Sinop toplantısında paylaşıldı.
Programın devamında kıyı kentlerinin sorunlarına ilişkin atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Kamusal kullanım, ekoloji ve dayanıklılık, planlama ve yönetişim ile mavi ekonomi başlıklarında yürütülen çalışmaların ardından çözüm ve politika önerileri değerlendirildi.
Bölgesel toplantılarda ortaya çıkan görüş ve önerilerin, TBB tarafından hazırlanacak “Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi” çalışmalarına katkı sağlaması hedefleniyor. Çalışmaların aynı zamanda kıyı belediyelerinin yetki ve sorumluluklarına ilişkin analiz ve öneriler ile iklim uyumu, afet dayanıklılığı, kamusal erişim ve çevresel korumaya yönelik politika önerilerinin geliştirilmesine katkı sunması bekleniyor.
