TBB, İKLİME DİRENÇLİ VE ADİL AKDENİZ KENTLERİ MUĞLA DEKLARASYONU'NA İMZA ATTI
Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Ağı ICLEI Europe iş birliğiyle düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi Muğla’da toplandı. Zirvede, iklim değişikliğinin kentler üzerindeki etkileri, bölgesel iş birliği ve iklim dirençli kentler ele alınırken, İklime Dirençli ve Adil Akdeniz Kentleri İçin Muğla Deklarasyonu” kabul edildi.
Farklı kent ve ülkelerden yerel yöneticileri, kamu kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarını, akademisyenleri ve uluslararası paydaşları bir araya getiren Akdeniz İklim Zirvesi, Muğla Menteşe Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde başladı. Programda iklim değişikliğinin kentler üzerindeki etkileri, kuraklık ve su kıtlığı, orman yangınları, aşırı sıcaklıklar, denizlerin korunması, yeşil dönüşüm ve temiz enerji gibi başlıklar tartışmaya açıldı.
Zirve kapsamında “İklim Dirençli ve Adil Akdeniz Kentleri için Muğla Deklarasyonu” kabul edildi. Zirvenin önemli çıktılarından biri olan ortak deklarasyon ile Akdeniz ülkelerinin iklim değişikliğinden kaynaklanan ortak sorunlarının ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin uluslararası kamuoyuna daha güçlü biçimde taşınması hedeflendi.
Muğla Vali Yardımcısı İsmail Soykan, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş, ICLEI Başkan Yardımcısı ve Şafşavan Belediye Başkanı Mohamed Sefiani ile Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras zirvenin açılış konuşmalarını yaptı.
Soykan: “Ortak akılla belirlenen hedeflerin iş birliği içinde somut uygulamalara dönüşmesi gerektiğine inanıyoruz”
Muğla Vali Yardımcısı İsmail Soykan, iklim değişikliğinin su kaynakları, ormanlar, kıyılar, tarımsal üretim ve şehir yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek bu ölçekteki sorunlara çözüm üretmenin bilimsel bilgi ve yerel tecrübenin ortak akılda buluşturulmasından geçtiğini ifade etti.
Muğla’da yürütülen çevre çalışmalarına değinen Soykan, Fethiye Körfezi’ndeki dip çamuru temizliği, Göcek-Dalaman koylarındaki dijital Mapa Şamandıra Sistemi ve Köyceğiz Gölü-Dalyan Kanalı’ndaki tekne dönüşüm projelerini anlattı. Çevre bilincine yönelik eğitim çalışmalarını da anlatan Soykan, yaklaşık 400 okulda su arıtma sebillerinin hizmete alındığını, “Mavi Yeşil Okullar” projesiyle yaklaşık 165 bin öğrenci, 14 bin öğretmen ve binden fazla okulun çevre ve sürdürülebilirlik çalışmalarına dahil edildiğini söyledi.
Aras’tan COP31 için “somut projeler ve finansman” vurgusu
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aras, COP31’in somut projelerin, uygulamaların ve bu çalışmalara destek olacak finansmanın ortaya konulacağı bir süreç olması gerektiğini belirterek, “Bir şeyler yapalım artık ve bunu yapacağımız mecra kentler ve bunu yapacak olan belediyeler, yerel yönetimler.” dedi.
Muğla’da atık yönetimi, geri dönüşümden enerji üretimi, yenilenebilir enerji, elektrikli tekneler ve kıyıların korunmasına yönelik çalışmalara değinen Aras, bu tür çalışmaların yerel yönetimler tarafından uygulanabilir projeler olduğunu belirtti.
Yerel yönetimlerin iklim çalışmalarında etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyleyen Aras, “Yerel yönetimler bu işin birinci derecede aktörleridir.” ifadelerini kullandı. COP31 sürecinin yalnızca merkezi yönetimin değil, yerel yönetimler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmasıyla yürütülmesi gerektiğini dile getiren Aras, Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak sürece destek vermeye hazır olduklarını söyledi.
Ahonsi: “Yerel yönetimler vazgeçilmez ortaklardır”
Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, iklim değişikliğiyle mücadelede şehirlerin merkezi rolüne değindi. İklim riskleri ile afet risklerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Ahonsi, “Krizler ortaya çıkmadan önce riskleri öngörmeli, kırılganlıkları anlamalı ve dayanıklılığa yatırım yapmalıyız.” dedi.
Yerel yönetimlerin iklim stratejilerini hayata geçirebilmesi için kapasite, veri, teknoloji ve mali kaynaklara ihtiyaç duyduğunu belirten Ahonsi, toplulukların da kendilerini etkileyen kararlara anlamlı biçimde dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
COP31’in küresel iklim taahhütleri ile şehirlerin ve toplulukların gerçekleri arasında köprü kurulması açısından fırsat sunduğunu ifade eden Ahonsi, “Yerel yönetimler etkili iklim çözümlerinin tasarlanmasında ve hayata geçirilmesinde de vazgeçilmez ortaklardır.” dedi.
Ağırbaş: “Akdeniz’i hep birlikte korumak zorundayız”
Akdeniz havzasının iklim krizinin etkilerini yoğun biçimde hisseden bölgelerden biri olduğunu belirten COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, kuraklık, su kıtlığı, aşırı sıcaklar, orman yangınları, seller ve biyolojik çeşitlilik kaybının artık bugünün gerçekleri olduğunu ifade etti.
Sıfır Atık Vakfı olarak yerel yönetimlerin iklim çalışmalarına dahil olmasının önemine değinen Ağırbaş, Türkiye’nin 81 ilini kapsayan çalışmalar yürüttüklerini ve ilk çevre ve iklim değişikliği çalıştayını Muğla’da gerçekleştirdiklerini söyledi. Ağırbaş, Türkiye’de geri kazanım oranının yüzde 13’ten yüzde 40’lara çıktığını da sözlerine ekledi.
COP31 hazırlıklarından söz eden Ağırbaş, Muğla’da ortaya çıkacak sonuçların COP31’e taşınacağını belirterek, “Akdeniz’i hep birlikte korumak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
Ulutaş: “TBB olarak yerel yönetimlerin güçlü biçimde temsil edilmesini önemsiyoruz”
TBB Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş, Zirve’nin açılışında yaptığı konuşmada, Muğla Deklarasyonu’nun Akdeniz kentlerinin ortak önceliklerini ve COP31’den beklentilerini ortaya koyması açısından önem taşıdığını belirtti.
Kentlerin iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil, aynı zamanda geliştirilmesi ve değerlendirilmesinde etkin aktörler olması gerektiğini belirten Ulutaş, “Çünkü iklim değişikliğinin etkileri yerelde ortaya çıkıyor ve çözümün önemli bir bölümü de yine yerelde üretiliyor.” dedi. “TBB olarak yerel yönetimlerin bu süreçte güçlü biçimde temsil edilmesini önemsiyoruz.” diyen Ulutaş, Birliğin COP31 hazırlıkları kapsamında yürüttüğü çalışmaları aktararak sözlerine şu şekilde devam etti:
“Resmi müzakerelerin ve üst düzey iklim diplomasisinin yürütüldüğü Mavi Alan’da etkinlikler gerçekleştirmek üzere başvurularımızı yaptık. Başvuru ve takip sürecimiz devam ediyor. Kamuoyuna ve paydaş etkileşimine açık Yeşil Alan’da planladığımız TBB Pavilyonu ise belediyelerimizin deneyimlerini paylaşacağı, yeni iş birlikleri geliştireceği ve uluslararası paydaşlarla doğrudan temas kuracağı ortak bir platform olacak.”
TBB’nin ayrıca COP31 Pozisyon Belgesi hazırladığını dile getiren Ulutaş, Muğla Deklarasyonu kapsamında “Finansman, yerel uyum ve bölgesel iş birliği” başlıklarının altını çizdi. Belediyelerin iklim finansmanına erişiminin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Ulutaş, Akdeniz’in birbirine bağlı tek bir ekolojik sistem olarak ele alınması gerektiğini belirtti.
Sefiani: “Ortak yolculuğumuza birlikte devam edelim”
ICLEI Başkan Yardımcısı ve Fas- Şafşavan Belediye Başkanı Mohamed Sefiani, Muğla Deklarasyonu’nun Akdeniz kentlerinin ortak endişelerini ortak uygulamalara dönüştürmesi açısından taşıdığı değere dikkati çekti.
Yerel eylemlerle küresel gündem arasında bağ kurulması gerektiğini ifade eden Sefiani, “Hepimiz bir ortak yolculuğumuza birlikte devam edelim. Burada neler yapıyorsak onları kuvvetlendirelim, bunları bir iş birliğine döndürelim.” ifadelerini kullandı.
Sefiani, iklim sorununun tek bir ülkenin ya da belediyenin sorunu olmadığını belirterek, “İklim sorunu hiçbir zaman çözülmeyecek dolayısıyla hiçbir şekilde tek birimizin sorunu değil” dedi ve Muğla’da daha güçlü bir ittifak oluşturulması çağrısında bulundu.
Köksal Aras: “Doğal yaşam alanlarımızı geleceğe taşımak zorundayız”
Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, kentlerin günlük yaşamını, tarım alanlarını, su kaynaklarını, ormanları ve denizleri doğrudan etkileyen bir gerçekliğe dönüştüğünü söyledi.
Akdeniz’de yaşanan iklim sorunlarının birbirinden bağımsız olmadığını belirten Aras, bölgenin ortak bir yaşam alanı olduğunu ifade etti. Ortak akıl ve iş birliğinin önemine dikkati çeken Aras, kentlerin deneyim ve imkanlarını ortak çözümlerin parçası haline getirmesi gerektiğini vurguladı.
Aras, “Tüm paydaşlar olarak kentlerimizi daha dirençli hale getirmek, kaynaklarımızı çok daha verimli kullanmak, atıkları yeniden ekonomiye kazandırmak, temiz enerji kaynaklarını yaygınlaştırmak, suyumuzu, havamızı, toprağımızı ve doğal yaşam alanlarımızı geleceğe taşımak zorundayız.” dedi.
Akdeniz kentlerinin iklim gündemi panellerde ele alındı
Zirve kapsamında farklı Akdeniz ülkelerinden belediye başkanları, yerel ve bölgesel yönetim temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşların katılımıyla paneller ve oturumlar gerçekleştirildi.
İklim değişikliğinin Akdeniz kentlerine etkileri, yerel iklim eylemi, iklim finansmanı, dayanıklı kentler, su yönetimi, doğa temelli çözümler ve bölgesel iş birliği başlıklarının ele alındığı programda, yerel yönetimlerin deneyimleri ve farklı ülkelerde yürütülen iklim çalışmaları paylaşıldı. Ayrıca zirvede, Akdeniz kentleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde de bulunuldu.
Muğla Deklarasyonu’nda ortak talepler yer aldı
Zirvenin çıktısı olarak hazırlanan ve kabul edilen “İklime Dirençli ve Adil Akdeniz Kentleri İçin Muğla Deklarasyonu”, Akdeniz kentlerinin COP31 öncesinde ortak önceliklerini ortaya koydu.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın sunumunu gerçekleştirdiği deklarasyonda, yerel ve bölgesel yönetimlerin Birleşmiş Milletler iklim sürecinde ve COP müzakerelerinde rolünün tanınması, iklim finansmanının yerel düzeye ulaştırılması ve belediyelerin teknik kapasitesinin desteklenmesi istendi.
Deklarasyonda ayrıca yerel öncülüğündeki uyum çalışmalarının güçlendirilmesi, adil dönüşümün sağlanması ve Akdeniz’in birbirine bağlı tek bir sistem olarak korunması yönünde çağrılar yer aldı. Su verimliliği, orman yangınları, biyolojik çeşitlilik, kıyıların korunması, deniz kirliliği, doğa temelli çözümler, sürdürülebilir hareketlilik, yenilenebilir enerji ve atık yönetimi de iş birliği alanları arasında sıralandı. Deklarasyonla, Akdeniz kentleri ve bölgeleri arasında bir ittifak oluşturulması yönünde çaba gösterileceği ve zirvede ortaya çıkan iş birliğinin COP31 sonrasında da sürdürülmesi hedefleniyor. Çeşitli panellerin yer aldığı Zirve yarın da devam edecek.
