Ana içeriğe atla

Sulama Birliklerine İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanununun “Birliğin Tüzel Kişilik Kazanması ve Birliğe Üyelik” başlıklı 4’üncü maddesinin birlik üyelerinin haklarını düzenleyen sekizinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “… birlik üyesi seçmek…” ibaresi, Anayasa’nın 2’nci maddesine aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesinin 22/02/2012 tarih ve 2011/23 E., 2012/27 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Esasın incelenmesinde;

“Kanun’un “Birliğin Tüzel Kişilik Kazanması ve Birliğe Üyelik” başlıklı 4’üncü maddesinin dava konusu ibarenin de yer aldığı (8) numaralı fıkrasında, birlik üyelerinin haklarının, birlik meclisi toplantılarını izlemek, birliğe olan borçlarını su kullanım hizmet bedelini ve cezalarını ödemiş olmak şartıyla birlik üyesi seçmek ve meclis üyesi seçilmek, birliğin sağladığı her türlü hizmetten faydalanmak, birlik faaliyetleri ile ilgili bilgi istemek olduğu belirtilmiştir.

Bu kural uyarınca devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tabiî servet ve kaynaklar arasında yer alan su kaynaklarının işletme hakkı, 6172 sayılı Kanun ile su kaynaklarının bulunduğu yörede yaşayan ve su kullanıcısı durumunda bulunan bireylerin oluşturduğu sulama birliklerine devredilmiş, birliklerin uyacağı şartlardan biri olan birliğe üyelik konusu ise Kanun’un “Birliğin tüzel kişilik kazanması ve üyelik” başlıklı 4’üncü maddesinin (7) numaralı fıkrasıyla düzenlenmiştir. Bu fıkrada “Birlik görev alanında yer alan her su kullanıcısı gerçek ve tüzel kişi o birliğe üye olma hakkına sahiptir.” denilerek birlik görev alanında olmak kaydıyla her gerçek ve tüzel su kullanıcısı kişinin başka bir işleme gerek olmadan birlik üyeliğine hak kazanabileceği açıkça ifade edilmiştir. Kanun’un 4’üncü maddesine ilişkin gerekçesinde de birliğe üyelik için birlik görev alanı içinde su kullanıcısı olmanın yeterli görüldüğü belirtilmiştir.

Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devleti, eşitlik temelinde adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren ve evrensel ilkelerden biri olan hukuk güvenliğini gerçekleştirebilen devlettir. Hukuk güvenliği ilkesi hukuk normlarının birbirleriyle çelişmeyecek biçimde açık, anlaşılabilir ve öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Dava konusu ibare ile su kullanıcısı durumunda bulunanlardan bir bölümünün birlik üyesi olabilmeleri, diğer birlik üyelerinin değerlendirmelerine bırakılarak, birliğe üye olma hakları engellenmiştir. Bu durumun adil bir hukuk düzeni kurup bunu sürdürmekle yükümlü olan hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır. Ayrıca Kanun’un 4’üncü maddesinin (7) numaralı fıkrasıyla su kullanıcılarına hiçbir ayırım yapılmaksızın birliğe üye olma konusunda genel bir kural getirilmesine karşın, iptali istenen ibarenin bu ilkeyle çelişkili bir durum yaratılması, hukuk kurallarının açık, anlaşılabilir ve öngörülebilir olması, bu bağlamda hukuk güvenliği ilkesiyle de uyumlu değildir.

Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.” Hükümlerine yer verilmiştir.