Page 3 - İller ve Belediyeler Dergisi
P. 3

AYIN            YAZISI



                              Aç                    Eülükle


                                                                              Yazan:  Prof.  Süheyp  DerbU

                 Dünyanın   en  tok  gözlü    milletlerin­     rin,  lokantacıların,  satıcıların  açgözlülük
            den  olduğumuz   halde  birçok  beldelerimiz­      yarışları  başlar.  Kadın,  erkek,  genç,  ihti­
            de  açgözlülük  sıkıcı  ,üzücü,  hattâ  güvenh-    yar,  sakat,  sağlam  dilenciler  yolunuzu  ke­
            ği  ve  iş  bölümü  dayanışmasını  bozucu  bir     serler.  Dilencilerimizin  bir  takımı  ayak
            hal  almıştır.                                     satıcısı  kılığındadır.  Karşınıza  dikilir,  ar­
                Beldelerimizde  sosyal  hayatı,  iş  haya­     kanıza  takılır.  Size zorla mahm  satmak  is­
            tını  kasıp  kavuran  açgözlülüğün  türlü  çe­     ter.  Otelcilerimiz,  lokantacılarımız  notla­
            şitleri  vardır.  Turizm  bakımından  da  bü­      rını  kabartmak   için  ne  kurnazlıklar  bilir­
            yük  önem   taşıyan  bir  kaçına  göz  gezdire­    ler.  Vaktiniz  dar,  kara  cümleniz  noksan  ve­
            lim.                                               ya  emniyetiniz  tamamsa    lokanta  garson­
                Bil'  beldemize  yeni  ayak  basan  yolcu,     larının  karmakarışık  hesapl'iriyle  az,  çok
            eşyasını  taşıttığı  hammala sorar:  "—  Bor­      aldanmış    olduğunuzdan    şüpheniz   olma­
            cumuz   ne  kadar?"  Hamal   güya  tok  gözlü      sın.
            davranır:  "Ne  verirseniz!"  der.  Fakat  yol­         Atina  Belediyesi,  bir  vakitler  açgözlü­
            cu  ne  verse  hamala  beğendiremez,  hamalı       lüğün  turistliği  baltaladığını  gözönüne  al­
            memnun    edemez. Şoför,  arabacı  da  böyle...    mış  ve  açgözlülere  balta  olmuştu.  Lokan­
            Zavallı  yolcu   bunalmıştır.  Kalb  kırmak,       talarda  yemek  porsiyonları  tartı  ile  ölçü­
            kavga  ve  münakaşa   etmekle  aldanmak    ve      lüyor;  etli  sebzelerin  etsiz  verilmesi  ya­
            soyulmak    ikilemi  arasında  bocalar,   du­      sak  ediliyordu.  Lokanta   müşterileri  ara­
            rur  ve:  "Bu  işlerin  bir  tarifesi  yok  mu?"   sına  karışan  belediye  denetçileri  ansızın
            diye  feryat  eder.  Kim  kime?..                  yerlerinden   kalkıyorlar  ve  herhangi   bir
                Geçen  yıl  küçük  bir  Avrupa  beldesine      müşteriye   getirilen  yemeği  alıp  tartıyor­
            gittim.  Otuz  bin  nüfuslu  mini  mini  bir  şe­  lardı.  Tartısı  eksik,  çeşnisi  bozuk  yemek
            hir!.,  eşyalarımı  istasyondan  otele  getiren    veren  lokantacıların,  yanlış  hesap  yapan
            hamala   ne  vereceğimi  sordum.  Beş  frank       sfarsonlann  canlarını  yakıyorlardı.  Satıcı­
            istedi  ve  parasmı  alınca  memnunlukla  te­      dan  mal  alan  müşteriye  belediye  denetçisi
            şekkür    etti  ve  gitti.  Bu  küçük  şehirde     nezaketle   yaklaşıyor,  malı  kaça  aldığını
            taksi  arabası  yok.  Şoförler  otomobillerinin    ve  miktarını  sorduktan  sonra  müşteriden
                                                                                      t
            camlarına,  üzerinde  taksi  yazılı  kartonlar     müsaade   alarak  malı artıyor  ve  muayene
            asıyorlar.  Müşteri  binince  kartonları  indi­    ediyordu.  Kötü  mal  veren,  cok  para  alan
            rip  saklıyorlar  ve  müşterilerine  hususî  oto­  veya  eksik  tai'tan  satıcılar  böylece  yakala­
            mobilde  gidiyormuş   zevkini   tattırıyorlar.     narak  cezaya  çarpılıyordu.
            Şehri  tanımadığım   için  otomobile  bindim.         Atina  Belediyesinin   başarı  elde  etmiş
            Taksimetresiz   verilecek  paranın  nasıl  he­     olduğunu  gördüm.   Pirede,  Atinada  ve  Ak­
            sap  edileceğini  merak   etmeğe   başladım.      ropolde   aldatılmak  tehlikesi  olmadan   ra­
            Meğer   bu   iş  de  maktuiyete  bağlanmış:        hat,  rahat  gezmek,  dolaşmak,   alış  veriş
            Yirmi  frank!..  Şehrin  neresine  giderseniz      etmek  imkânı  hâsıl  olmuştu.
            gidiniz;  şoför  sizden  yalnız  yirmi  frank  is­    İdaresini  bilen  bir  bayan  bana  günlük
            ter,  ister  yerli  olunuz,  ister  yabancı  olu­  yiyecek  ihtiyarlarını  telefonla  sipariş  edip
            nuz  tarife  değişmez.                            getirttiğini   söylediği  vakit  artık  bakkal,
               Büyük   şehirlerimizde  hamallardan     ve      kasap,  manav   gibi  satıcılarmıızın  hakikî
            arabacılardan   sonra  dilencilerin,  otelcile-   menfaatlerini   anlıyarak  dürüst   çahşmağa

                                                                                                          1
   1   2   3   4   5   6   7   8