Page 9 - İller ve Belediyeler Dergisi
P. 9

Anadolu           Şehirleri          üzerinde            Tarihi         inceiemaDer

                                         •       —          f



         Lûlve                    Şehri                        Nerededir?





                                                                            Yazan:   Hikmet      TONGUR

                                                                              Emniyet  U .  M.  Arşiv  Müdürü
            cr

                                                               Tarsus  ve  çevresinde  Lüle  veya   Lülve
                                                           adında  veya  eskiden   bu   şekilde   anıldığı
                                                           söylenen  ba§ka  bir  yer  bulunmadığına   göre
                                                           Lüle  (Lülve)  kalesinin   Ulukışla   ilçesinin
                                                           Çiftehan  bucağına   bağlı  Çanakçı  köyü  çev­
                                                           resindeki  (Çanakçı  kalesi)  oldi'ğunu   kesin
                                                           olarak  söyliyebiliriz.
                                                               Zaman   zaman  büyük    imparatorlukların
                                                           ülkeleri  arasında  önemli   bir   müstahkem
                                                           mevki  olan  Lüle  kalesi  ve  çevresindeki  ge­
                                                           çitler  son  günlere  kadar önemini  kaybetme­
              Bugün  sarp  bir  kayalıkla  bunun  üzerin­  miştir.  H.  712  de  İzzettin  Keykâvüs  L  ta­
          deki  bina  yığıntılarından  ibaret  kalan  Lüle  rafından  Türk  illerine  katılan  Lüle  kalesi
          kalesi  Ulukışla  çevresini  tarihteki  yerine   Kilikya  kapılarının  Orta  Anadohıya    açılan
          önem  verdiren  ve  sırası  gelmiş  iken  ince­  bir  kilidi  gibi  idi.  Moğolların  Anadoluyu
          lemeğe  deyen  bir  konudur.                     istilâlarından  sonra  bu  kalenin  muhafızları
              Dağa  önce  sözünü  ettiğimiz  eski  Halala  Selçuk  hükümdar    ve  prenslerinin  taht  kav­
          kentinin  yeri  son  zamanlara  kadar  kesin     galarında  önemli  roller  oj namışlaıdır.  Rük-
          olarak  belirtilemennştir.  Şari  Teksiye  bu    nettin  Kılınç  Aslanın  oğlu  Gıyasüddin  Key-
          kentin  Bulgar  dağ  yanında  olduğunu  kayd­    hüsrevin  H.  6t;4  yılında  altı  yaşında  Selçuk
          etmekte,  Gabriyel  de  (Kayseri  Niğde)  adlı   tahtına  geçişinden  67H  jılına  kadar  süren
          kitabında  bu  çevrede  bazılarının  bahseyle-   mükemmel      bir  idare  sırasında  kardeşile
          diği  (Lülü) kentini  görmediğini  yazmaktadır.  birlikte  ayaklanan   Niğde  Beylerbeyi  Hatır
             Lülü  veya  Lülve  kentinin   Bizanslılar     oğlu  şeraf ettin  bu  ayaklanma  sonun uda  ba­
          taraiından  daha  önceleri  Lilön  adile  anıldı­  şarı  kazanamayınca,  sığınmak  üzere   daha
          ğını  ve  adının  bu  sözden  ileri  geldiğini  söy­  önceden  yiyecek  ve  mühimmat  yığdırdığı
          leyenler  vardır.  Bazılarına  göre  de  Lülve   Lülve  kalesine  kaçmış  ve  fakat  kale  sahibi
          (Louloue)  rum  imparatorlarının  Tarsus  böl­   Sabıküddin    sözünde    durmaysrak    isyancı
          gesinde  kurdukları  kuvvetli  ve  önemli  bir   Beylerbeyini  mogol  askerlerine  teslim  eyle­
          kaleydi (').                                     diğinden  Şerafettin  Lülveden,   Dlüce  kışla-
             Hacı  Kalfa,  Cihannüma'sında  Abbasile-
         rin  eski  Kanserin  vilâyetine  bağlı  kentler
         arasında  Lülü  ve  Konya  (Karaman)   muka-
         taası  kalelerinden  Lüle  adile  i k i  yer  gös-  İstanbul İsmail  Galip. 21. Takvimi  metktıkâlı  Selçukiye
                                                                        S:
                                                                   1329,
         miştir  P).                                         (2^  Kâtip  Çelebi,  Cihannüma  S:  592  ve  615.
         166
   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14