Page 5 - İller ve Belediyeler Dergisi
P. 5

Belde                                     Terbiyesi






                                                                     Yazan:  SAFAETTİN         KARANAKÇI

                      Göçebe  hayattan  belde  (cite)  hayatına  nazür  vardır.  Yuvadan  gidiş,  yuvaya  geliş
                   geçen  insanın  bu sonraki  hayatın  kendisine  yolları  ayrı  ayrıdır.
                   mahsus  icaplarına  uyması  kadar  zarurî  ve    Anlarda  da  tabiî  şevklere  müstenit  ay­
                   tabiî  birşey  olamaz.                        ni  adap  ve  nizamları  görüyoruz.  Arılar  a-
                      İnsan,  cemiyet  içinde  bulunmadıkça  hat-^  rasında  iş  bölümü  vardır.  Arıların  kovan­
                   tıhareketinde  serbesttir.  Böyle  insanın  di­  lardan  çıkışları,  kovanlara  gelişleri  birbiri­
                   ğer  mahlûklardan  farkı  yoktur.  Cemiyet    ne  zarar  vermiyecek,  mâni  olmayacak  şe­
                   dışında  yaşayan  insanla  diğer  mahlûklar   kildedir.  Bundan  evvelki  bir  yazımızda  da
                   arasındaki  müşterek  fasıl,  insanın  muhake­  tebarüz  ettirdiğimiz  gibi  «La  vie  des  abeil-
                   me  vasıflan  ile  mücehhez  oluşudur.        les.  La  vie  des  fourmis»  adlı  kitaplarında
                      Cemiyet  içinde  yaşayan  insan,  cemiyet  Maurice  Maeterlinck  karınca  ve arıların  in­
                   nizamı,  cemiyet  adabı  için  tabii  hakların­  siyaka,  tabiî  şevklere  müstenit  olan  bu ni­
                   dan  bile  fedakârlıklar  yapmağa  mecburdur.  zamlarını  bize  çok  açık  ve  güzel  misallerle
                      İnsan  cemiyetlerinde  tecrüde,  şuur  ve  anlatmıştır.
                   bilginin  tesis  etmiş  olduğu  nizama  velevki  Topluluk  halinde  yaşayan  hayvanların
                   insiyaka  ve  tabiî  hislere  müstenit  olsun  bile  muayyen  bir  nizama  bağlı  bulundukla­
                   hayvan  topluluklarında  bile  tesadüf  ederiz.  rı  münakaşa  kabul  etmez  bir mütearife  ha­
                   Birlik  ve  topluluk  halinde  yaşayan  hayvan­  lini  almışken,  cemiyet  arasında  yaşayan  in­
                   ların  insiyaktan  mütevellit  nizamları,  adabı  sanın  tecrübe,  şuur  ve  bilginin  muhassala
                   vardır.  Leyleklerin,  kırlangıçların  yılın  mu­  ve  eseri  olan  nizam  ve  nisbette  yaşaması
                   ayyen  devirlerinde  hep  birlikte  yurt  değiş­  veyahut  yaşamasını  istemesi  kadar  aykırı
                   tirmeleri  bu  insiyakın  tesis  ettiği  nizam  ve  birşey  düşünülemez.
                   adabın  veciz  bir  ifadesi  değilmidir  '?      Belde  nizamı,  belde  terbiyesi,  ilk  insa­
                      Hemen  hemen  bütün  hayvanlarda  tabiî    nın  göçebe  hayattan  Site  hayatına  geçmesi
                   şevklere  müstenit  bir  nizam;  bir  adap gö­  ile  başlar.  İlk  insanın  belde  nizamı,  belde
                   rürüz.  Öyle  kedi  ve  köpekler  vardır  ki  kir­  terbiyesi  telâkkisi  hiç  şüphesiz  k i  bugünkü
                   li  kaptan  yemek  yemezler.  Altları temizlen­  insanın  belde  nizamı,  belde  terbiyesi  telâk­
                   mediği  için  rahatsızlık  duyan  ve  bunu  du­  kisi  ile  ölçülemez.  İlk  insandaki  belge  ni­
                   yuran  atlar  azmidir ?  Öyle  kedi  ve  köpek­  zamı,  belde  terbiyesi  telâkkisi,  diğer  mah­
                   ler  vardır  ki  tabiî  ihtiyaçlarını  gizli  yerler­  lûklarda  olduğu  gibi  bidayette  tabiî  şevkle­
                   de  yaparlar  ve  onu  mutlaka  örterler.     re,  insiyaka  bağlıydı.  Bilahara  bu  telâkki
                      Karıncaların,  arıların  hayatını  tetkik  e-  bidayette  metafizik bir  hal  almış,  sonraları
                   delim.  Topluluk  halinde  yaşayan  bu  küçük  şuurlaşarak  realist  bir  hüviyet  iktisap  et­
                   hayvanlarda,  hemen  hemen  riyazi  denilebi­  miştir.
                   lecek  şekilde  topluluk  nizamı,  topluluk  a-  Ateşin  keşfi  ile  ilk  insan  göçebe  hayat­
                   dabı  vardır.  Yazın  kendilerine  yiyecek  top­  tan  müstakar  hayata  intikal  etmiştir.  İlk
                   layan  karmcaların  hareketlerini,  takip  et­  insan,  esen  rüzgârlardan  korumak  endişesi
                   tikleri  yollan  tetkik  ediniz. Hayrete  düşer­  ile  yanan  ocağının  etrafını  bir  çit  veya
                   siniz.  Karınca  yuvalarının  yapılışında  rüz­  taşla  örmüş,  bu  suretle  ehli  hayat  kendili­
                   gârların  geliş cepheleri gözönünde  tutulmuş­  ğinden  meydana  gelmiştir.
                   tur.  Yuvaların  kuruluşunda  hendesî  bir  te-  Milâttan  binlerce  yıl  evvelki  Türk  tari-


                   194
                                                                                                      i
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10